Bire On
|
Bir dilenci, Hz. Ali'den bir şeyler istedi. O da Hasan, Hüseyin Efendilerimizden birisine, "Annene git, kendisine verdiğim altı dirhemden birini al getir." dedi. Giden, geri geldiğinde, "Annem onları un almak için sakladığını söylüyor" dedi. Hz. Ali, "Kişi kendi elinde bulunandan çok Allah'a itimat etmedikçe tam iman etmemiştir. Git, o paraların hepsini getir." dedi. Hz. Fatıma, bu sefer paraların... |
| (175 x okundu ) |
devamı | |
Bir Şükre Otuz Yıl Tevbe
|
Sırrı Sakati Kuddise Sırruh Hazretleri esnaftı. Onun dükkanının bulunduğu çarşıda yangın çıkmıştı. Halk yangın yerine koşuyor, hangi dükkanın yanıp yanmadığına bakıyorlardı. Sırrı Sakatî Hazretleri, yangın yerinden gelen bir adama, - Benim dükkan da yanmış mı? diye sordu. Adam: - Hayır, bütün dükkanlar yanmış ama seninkine birşey olmamış, deyince, Sırrı Sakatî Hazretleri: - Oh, şükürler olsun, ... |
| (148 x okundu) |
Devamı | |
Bir Ateşperest Rahibin Cömertliği
|
Allah dostlarından Mübarek'in oğlu Abdullah anlatıyor: Yıllardan bir yıl Kabe'ye yaptığı ziyaretlerden birinde Hz. İsmail'in makamına girmiş ve orada uyuya kalmıştım. Uyurken sevgili Peygamberimizi rüyamda gördüm. Bana şu emri veriyordu: "Hac ibadetini sona erdirip memleketin Bağdad'a döndüğünde falan mahalledeki ateşperest rahibini ziyaret et ve ona benden selam söyle. Ve ona Yüce Allah'ın ken... |
| (104 x okundu ) |
devamı | |
Bir Cümle ile İslâm'a Büyük Hizmet Etti
|
İslâm'a hizmet etmek, hemen her müslümanın birinci vazifesidir. Hem bu vazifenin de dereceleri vardır. Kimi bütünüyle hizmete girer, kimi yarısıyla, kimi de bir söz, bir cümlesiyle... Bütünüyle, yahutta yarısıyla veya bir çeyreğiyle hizmete girenleri şöyle bir yana bıraksak da, sadece bir cümlesiyle hizmet edeni düşünsek, Resûlullah bir cümlelik İslâm taraftarlığına nasıl bakıyor, ona bir göz a... |
| (82 x okundu) |
Devamı | |
Bir Lokma Ekmek Karşılığında...
|
Büyük erenlerden Cüneydi Bağdadi ölünce onun postuna Muhammed Harirî oturmuştur. Muhammed Harirî bir yıl Mekke'de Kabe'de de kalmış, çoğu zamanlar hiç iftar etmeden oruç tutmuş, hiç uyumadan geceleri ibadet ederek geçirmiş, çoğu kere yorgun düştüğü halde sırtını duvara, ayaklarını ileriye uzatma ihtiyacını bile duymamış seçkin Allah erenlerinden biridir. Ömrünün altmış yılı bu şekilde geçen Muhamm... |
| (120 x okundu ) |
devamı | |
Bedevinin Halifeye Hediyesi
|
Bedevi, yani köylü bir arap, halifeyi ziyaret etmek ister. Koskoca halifenin ziyaretine eli boş gitmenin ayıp olacağını düşünerek onun şanına layık bir hediye götürmeyi düşünür. Karısıyla beraber ne götürmenin daha makbule geçeceğini müzakere ederlerken, en iyi hediyenin su olacağını anlarlar. Çünkü, o zamanlar şimdiki gibi her yerde su yoktur. Arabistan çöllerinde en makbul hediye sudur. O devirl... |
| (81 x okundu) |
Devamı | |
Bir Allah Dostunun Yalvarıp Yakarması
|
Bir zamanlar Mekke'yi bir kaç yıl kıtlık basmış her tarafı kasıp kavurmuştu. Yapraklar iyice sararıp solmuş, toprak yer yer çatlamış, bütün canlı varlıkları hüzünlü bir sesislik kaplamıştı. Halk neredeyse kıtlıktan kırım kırım kırılmaya başlamıştı. Günlerden bağrı yanık toprağa bir damla yağmur damlası bile düşmemişti. Bu durum karşısında Mekke ahalisi ard arda tam üç gün yağmur duasına çıkmış,... |
| (119 x okundu ) |
devamı | |
Batı'da Ana-Babanın Hali
|
Cezayirli ilim adamını dinliyoruz, özel bir sohbette ibretli şeyler anlatıyor. Doğu'yu Batı'yı tümüyle gezmiş, her iki tarafın da iç yüzüne vakıf olmuş, mantıklı bir ilim adamı. Bir ara sözü Batı'nın bugünkü durumuna getiriyor, uçurumun kenarına gelen Batı'nın çökmek üzere olduğunu ifade ediyor. Dinleyenlerden biri soruyor: - Bu durumlarını kendileri bilmiyorlar mı? Kendi ilim adamları bu halle... |
| (117 x okundu) |
Devamı | |
Başına Kül Dökülmesine Şükretti
|
Bayezid Bestâmî Hazretleri bir evin yanından geçerken, yukardan aşağıya başına bir leğen kül döküldü. Kendisi üstelik hamamdan yeni çıkmıştı. Sıcak külün tesiriyle sarığı, cübbesi yandı. Başından aşağı kül dökeni araştırıp kızmak gibi bir harekette bulunmadı. Üstelik Allah'a şükretti. Niçin şükrettiğini de şöyle açıklardı: - Ben küle değil ateşe lâyık birisiyim. Allah, başımdan aşağıya ateş de ... |
| (86 x okundu ) |
devamı | |
Ateş Dünyadan Gidiyor
|
Abbasi'lerin ünlü halifesi Harun Reşid zamanında yaşamış olan Behlül Dana (VIII. yüzyıl) dönemin evliyasındandı. Zaman zaman aklından zoru olan kimselere has tavırlar takınır, herkes de bundan dolayı kendisini deli sanırdı. Ama bunu maksatlı yapardı. Behlül daima Harun Rediş'in yakınında bulunur, çeşitli sebepler hasıl ederek onu uyarırdı. Bir gün Behlül, üstü başı toz toprak içinde uzun bir yolcu... |
| (104 x okundu) |
Devamı | |
Aşere-i Mübeşşere'ye Benzemek
|
Hazreti Ali (kerremallahü vechehu) hurma bahçesinde akşama kadar çalışmış, akşam da devesinin üzerine bir çuval hurma yükleyerek evinin yolunu tutmuştu. Devenin yuları yardımcısı Kamber'in elinde kendisi de önde gidiyordu. Medine'nin içine girdiklerinde yolun kenarından bir ses geldi. Yoksulun biri elini açmış sızlanıyordu: - Ne olur Allah rızası için!... diyordu. İşte bu sırada sesi duya... |
| (83 x okundu ) |
devamı | |
Baba Hakkını Yerine Getirmemenin Tehlikesi
|
Mâlik bin Dinar Hazretleri hacca gitmişti. Hac günlerinin sonunda rüyasında denildi ki: - Ey Mâlik, müjdeler olsun, günahların affedildi. Seninle beraber haccedenlerin de günahları affedildi. Hepinizin haccı kabul edildi. Ancak Belh'li Muhammed oğlu Abdürrahman'ın haccı kabul edilmeyip günahları affedilmedi. Uyanınca, halka Abdürrahman ismindeki şahsı sordu. Onu herkes tanıyordu, onun ibâdetin... |
| (131 x okundu) |
Devamı | |
Allah'ın Hikmetlerine Akıl Ermez
|
Zünnun-i Mısrî Hazretleri anlatıyor: Nil Nehri kenarında bulunuyordum. Bir de baktım ki kocaman bir akrep geliyor. Çok korktum. Onu öldürmek istedim. Baktım ki bana doğru gelmiyor. Takip ettim. Suyun kenarına kadar geldi. O sırada sudan bir kurbağa çıktı. Akrebi sırtına aldı, karşıya geçirdi. Ben de onları takip ediyordum. Karşıda akrep kurbağanın sırtından indi. İlerde, bir ağacın altında yatan v... |
| (129 x okundu ) |
devamı | |
Anne Babanın Hataları Çocuklara Tesir Eder
|
Ahmediye ve Envârûl Âşıkıyn isimli meşhur iki eserin yazarları, Ahmed Bîcan ve Mehmed Bîcan isimli iki kardeştir, ikisi de evliyalık derecesine erişmiş mübarek kişilerdir. Bunlardan birisi bir gün camide vaaz ediyor ve Hızır Aleyhisselam'dan bahsediyormuş. Cami tıklım tıklım dolu, cemaat da dikkatle vaazı dinlemekteymiş. Bu sırada diğer kardeş camiye girmiş ve vaazı dinlemeye başlamış. Dinlerke... |
| (125 x okundu) |
Devamı | |
Adam Olmazsan
|
Sırf şekille ruhi bir derinliğe ulaşılamayacağına dair Bayezîd-i Bistamî'den şu kıssa meşhurdur: Müridlerinden biri: "Kürkünüzden bir parça verseniz de teberrüken üzerimde taşışam!..." Bayezîd cevaben: "Oğlum, sen adam olmazsan, Bayezîd'in kürküne değil, derisini yüzüp, içine girsen fayda vermez!" buyururlar.... |
| (107 x okundu ) |
devamı | |
Alim ile Zalim
|
Vakti zamanında bir zalim vardır. Adam dizi dizi haksızlıklar etmiş, nice zavalıları acımasız zulmüyle pençesi altında inim inim inletmiştir. Sayısız derecede yoksul ve düşkünlerin ocaklarını söndürmüş ve ettiği zulümleriyle ülkesinde adını azgın zalime çıkarmıştır. İşte bu zalim, bir gün işi icabı etrafında saygı ve sevgiyle anılan Allah bağlısı bir alime ziyarete gider. Kapıyı çalıp içeri gir... |
| (125 x okundu) |
Devamı | |
Allah Dostlarına Yapılan İkramın Değeri
|
Bir mescidde, zengin bir adamla zâhid ve derviş bir adam namaz kılıyorlardı. Birbirlerine yakındılar. Ne okuduklarını ve ne dua ettiklerini duyacak vaziyetteydiler. Derviş namazını bitirdikten sonra ellerini açtı ve: - Ey Allah'ım! Bugün beni şu şu yemeklerle ve şu çeşit tatlılarla rızıklandır, diye dua etti. Dervişin bu şekilde dua ettiğini duyan zengin, içinden şöyle geçirdi: - Bana duyurma... |
| (99 x okundu ) |
devamı | |
Adaletli Halifenin Tavrı
|
Ömer ibni Abdülaziz, aynen Hz. Ömer (r.a.) gibi adaletiyle meşhur bir Emevî halifesiydi. Derler ki, dört büyük halifenin beşincisi de Ömer ibni Abdülaziz'dir. Bu mübarek zatın oğlu bir gün ağlayarak gelir: - Babacığım, arkadaşlarım beni ayıplıyorlar. Sen halife oğlusun. Sana böyle yamalı elbise giymek yakışıyor mu? diyorlar, der. Halife, hazine vazifelisine bir yazı yazarak, bir ay sonra alac... |
| (85 x okundu) |
Devamı | |
Adalet ve Tevazu
|
Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız ... |
| (80 x okundu ) |
devamı | |
40 Sene Yatsı Abdestiyle Sabah Namazı
|
İmam-ı Âzam Hazretleri hakkında, "Kırk sene, yatsı abdestiyle sabah namazını kılmıştır" denir, doğrudur. Hazreti İmam, giderken iki kişinin kendisi hakkında "İşte yatsı abdestiyle sabah namazını kılan zat budur" diye konuştuklarını duyar. Bunun üzerine: - Yâ Rabbi, bu insanları yalancı çıkarma. Ben, senin huzuruna bende olmayan bir sıfatla çıkmaktan haya ederim, diyerek ondan sonra yatsı abdes... |
| (148 x okundu) |
Devamı | |